SAHİPSİZ YAZI
“lütfen bunu da yazılarınıza ekleyin” cümlesiyle biten bu yazıyı sahibini kıramayarak yazılarımın arasına ekliyorum
Bu hayatta sevgime dair, gerçekleşmesi imkansız da olsa aşka dair inandığım şeyler var, içimde kopan fırtınaların sakin yaşamıma kattığı güzellikler var. Ellerimle dokunamadığım, nefesimi duyuramadığım bir Meleğim var. Bu sevgim uğruna bir süredir bu sevgi ve aşkı yeniden tanımlayabilmek ve durağan yaşamın renklerini görebilmek için hep insanların yüzlerine bakıp onları tanımaya çalışmaktayım, sokakta hiç tanımadığım insanların bile yüzüne baktığımda da aynı şeyi arıyorum, sevgiye dair insanca duygular arıyorum. Yüreğimdekileri ortaya koyupta yaşamaya çalışırken, bakıyorum insanlar aşkı yaşamayı bir kenara bırakmışlar hiçbir şeye inanmamaktansa sevgiye inanmayı yeğliyorlar, ya da aşık olduklarına kendilerini inandırıyorlar. Bence aşk ve ayrılık, ölüm ile yaşam gibidir, insanlar yaşar çünkü onların yaşaması diğer insanlar için bir ihtiyaçtır, ölürüz çünkü vücudumuzun ölmek için bahanesi çoktur ve bizde bu bahaneler için uğraşır dururuz. Aşk ta böyle bir şey, hiçbir zaman tek kişilik aşklar için uğraşılmamıştır, hayır ları evet yapabilmek için nice aşıklar aynı duygularla yüzyıllar harcanmıştır ve bunu yapanlar hep karşısındaki insanı sevdiğini düşünmüştür. Kimse sonsuza dek yaşayamadığı gibi hiç kimsede yaşamı boyunca bir tek kişiye seni seviyorum dememiştir, ya da aşkını sonsuza dek sürdürmemiştir ama bunun için bir çaba gösterebiliriz, yarım kalan bir yaşamı yarım kalan bir aşkla tamamlayabiliriz. Benimde seni seviyorumum bir ilk değil ama bir son. Bu son sevgiyle geçmesi muhteel bir mutluluğa dair son, geçtiğim yollardaki insanların nereye baktıklarıyla, neden gülümsedikleriyle ilgilenmiyorum artık. Yağan yağmurun vücuduma değmesi için elbiselerimin ıslanması şart değil. Dilimde aşktan yana kalan tek cümle olan seni seviyorumum, mevsim ne olursa olsun içimi sıcak bir duygu ile doldurmaya yetiyor.